Z KUŞAĞI

Bugünler de büyük bir ilgiyle okuduğum ‘ Z kuşağı ‘ başlığı altında geçen her şey çok dikkatimi çekmekte. Modern tarihin ‘en bozguncu kuşağı’ olarak adlandırılan bu kuşağı öğrenmek gerek diye düşünüyorum.

Bu kuşak fikirlerin kendinden önceki kuşaklardan süzülerek gelmesini beklemek yerine, kendi zevklerini oluşturuyor. Örneğin; dört, beş yıl önce Y kuşağının gittiği bir lisenin koridorundan yürürsek kişilerin hep bir marka tutkunluğu esasında giyindiğini görürdük. Z kuşağının gittiği lisede ise durum böyle değil, kategorik olarak ‘tanınmış markaları’ reddediyorlar. Şimdi liselerde ünlü bir yıldızın ayağında görülen botlar ya da yakın bir arkadaşının tavsiye ettiği bir yerden alınmış el örgüsü bir süveteri giymiş kişiler görebiliriz. Bu kuşağın beklentileri her şeyi paylaşmaktan ve de en iyi şeyleri bulmaktan ibaret. Onlar sadece marka ve ürün geliştirmekle kalmıyorlar, onları parlak bir nesnellikle değerlendiriyorlar. Aralarında eleme yapıyor ve sonuçları paylaşıyorlar.

Z kuşağı her şeyi çok hızlı yapıyor ve çabuk sıkılıyor. Bu nedenle de markalar artık mutlaka teknoloji kullanmak zorunda kalıyor. Teknoloji bu kuşağın hayatıyla iç içe. Buda bilgiyi hızlı alabilme ve birden fazla bilgi arasında hızlı bir bağ kurabilme yeteneklerini geliştirdi. Bu yetenekleri de aslında çok geniş bir network kurmalarını sağlıyor. Biraz kaba olacak ama bu kuşak için ‘doğuştan tüketiciler’ diyebiliriz.

İçlerinde benim de bulunduğum Y kuşağı ise artık iş hayatında yavaş yavaş yerini almakta. Kendini yaptığı işe, ürettiği şirkete ait hissetmek isteyen, yaratıcı, girişimci, seçici, sabırsız ve otoriteye meydan okuyan bu neslin de önlerinin açık olduğu kurum ve pozisyonlarda birer çalışan olmalarını diliyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir