Nasıl yaşıyoruz şu hayatı?

İnsanlar özelleri ve davranışları itibariyle zıtlıktan nasibini alır ve hatta söyledikleri ve yaptıkları arası bile yine zıtlıklar içerir. Mesela bir söylerler tam tersini yaparlar.

Davranış kuramında bile X ve Y davranış kuramları bile birbirinin zıttıdır.

Aşkta bile bazen sevgi ve nefret birlikte gelişebilir.

Tüm algılama biçimleri de bu zıtlıktan nasibini alır. Bir kişi ya iyidir ya da kötüdür. Ya kahramandır ya da düşmandır.

Aslında zıtlık yaklaşımı doğru mudur değil midir bilemiyorum. Hayat ne siyah ne de beyazdır. Hayat gridir.

Hani karların üstüne düşmüş kömür parçasını kolayca görebiliriz de kar üstünde zıplayarak dolaşan bembeyaz tavşanı gözlerimiz bir türlü seçemez ya! Siyaha karşılık beyaz, doğruya karşılık yanlış, sevgiye karşılık nefret var dünyamızda. Kavramları algılayış kabiliyetimiz ise ancak o kavramların zıddını bilmemizle mümkün.

**

Karşıt olan şeyler” bir araya gelir ve uzlaşmaz olanlardan ”uyum” ortaya çıkar.

Beyazın karşısında “siyah” olmazsa, beyazın kıymeti bilinmez.

Gündüzün karşısında gece olmazsa, gündüzün varlığından haberimiz olmaz.

Zenginliğin karşısında “fakirlik” olmazsa, zenginliğin özlemi olmaz.

“İyiliğin” karşısında “kötülük” olmazsa, iyilik bilinmez.

Zıtlıklar olmazsa, “doğru ile yanlış” bilinmez.

Zıtlıklar olmazsa, “imtihan olmaz.”

Çünkü; Her şey, “zıttın”da gizlidir.

Biz insanlarda birbirine zıt biçimde bu toplumda yaşamaya devam ediyoruz. Ne zaman ki bu doğru tanım ve teşhisleri koyup doğru ölçümleri gerçekleştiririz o zaman bu zıtlıklardan faydalanma şansımız olur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir