Mezunum mezun

 

Bu işin içinden çıkamadım.. Daha kaç şehirden ayrılmamız lazım dostluğun kıymetini anlamak için bilmiyorum. Hesapsız kitapsız sevgiyi yaşamak için geleceği projelendirmeden, geçmişi  didiklemeden sevebilmek için ne bekliyoruz? Çünkü ne biz ölümsüzüz ne de sevdiklerimiz.

İnsan duygularının oyuncağı mı ? Hafıza anında siliniyor mu ne ? Mesela acı çekerken mutlu olunan tek bir dakikayı bile hatırlamıyoruz.. Hatırlamakta istemiyoruz zaten . ‘Sen neler atlattın’ tesellisini veren arkadaşımızı boğasımız geliyor. Tuhaf evreleri var ayrılığın ne yazık ki, bir ömür peşini bırakmayan modelleri. Derin ‘oh’lar’ çektirirken ilk günlerde, biraz ağlama, biraz isyan, biraz ‘amaaan boşver’ belki biraz da intikam taş gibi oturuveriyor, sonra bıçak saplanıyor iliğine kemiğine ..

Gelen gideni hala aratırken ,

Her veda bir hüzün taşır içinde..

Pişmanlık hiç bu kadar gerçek olmamıştı belki de..

İnsan sular durulmadan, sussuz kalmadan fark edemiyor gerçeği.

Ve eğer ki ayrıldıklarının senin bir gün karşına çıkmasından korkuyorsan, aniden ağlıyorsan, ellerin titreyip de konuşamıyorsan, gidip boynuna sarılıp sarılamayacağını bilemiyorsan sen ondan ayrılmamışsın demektir.

Unutmamak gerek, veda amacıyla rafa kaldırılmış gibi dursa da, ‘dostluk’ varsa ucunda boşluk doldurmacadan vazgeçip ‘biz’ diyebilmek çok önemlidir. Diyen bilir.

Kim üç mutlu gün görebilmiş ki şu hayatta?
Şimdi bir gıdım daha büyümüş gibiyim. Kendimden hiç olmadığım kadar eminim. Umut doluyum. Yeniden başlıyor gibiyim.
Artık bildiklerimin, beni ben yapanların, hayallerimin, arkadaşlarımın, yazılarımın zamanı..

Üniversiteyi bitirip yepyeni hayata atılanların hayatını çok seveceğine inanıyorum, herkese kucak dolusu başarılar diliyorum.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir