Harry Houdini’nin hikâyesi –Şans-

Harry Houdini’nin hikâyesini bilirsiniz belki;

Yanına hiçbir gereç almadan giysileriyle girdiği herhangi bir hapishaneden bir saat içinde kurtulacağını iddia eden ve bununla övünen kişi. İngiliz adalarındaki küçük bir kasaba Houdini’yi davet etmiş. Houdini kasabanın yeni hapishanesine gelmiş bir hücreye yerleştirilmiş. Herkeste heyecan doruktaymış. Kapılar kapandığında hiç kimse onun hücreden çıkabileceğine inanmıyormuş. Aslında Houdi’nin kemerinde 25 santimlik bir çelik parçası varmış. Bütün kilitleri de onunla açarmış. Otuz dakikanın sonunda Houdini’nin yüzündeki kendinden emin ifade kaybolmuş. Bir saat olduğunda ter dökmeye başlamış.  İki saatin sonunda ise kapıyı zorlayarak itmiş. Kapı kendiliğinden açılıvermiş. Gözlerine inanamamış. Hapishane yönetimi kapıyı kilitlememiş aslında. Kapı yalnızca Houdi’nin aklında kilitliymiş. Biraz itse açılacakmış, fakat kilitli olduğunu düşündüğü için denemeye bile gerek duymamış.

Bizde bazen hayatta kimi kapıların kilitli olduklarını düşünüp açmayı bile denemeyiz. Aslında yapmamız gereken sadece dokunmaktır.

İnsan şansını kendi yaratır aslında. Yaşam içerisinde neyi, ne kadar istediğimiz değil, istediklerimiz için nasıl ve ne kadar mücadele ettiğimiz ve nasıl inandığımız önemlidir. Her ne olursa olsun, zihnimizde ve kalbimizde, beklenmedik sürprizlere, ihtimal vermediğimiz olasılıklara daha fazla yer açmakta fayda var.

Bir bilim adamı olan Richard Wiseman’ın araştırmalarından elde ettiği sonuçta bize şunu söylemekte: ‘’İnsanlar şanslı ya da şanssız doğmazlar. Düşünceleri, hisleri ve davranışlarıyla iyi ve kötü şansı kendileri yaratırlar.’’

Doğru.

Hep uzaklara konar dediğimiz talih kuşu aslında omuzumuzda oturmuş, bizim biraz daha cesur olmamızı bekliyor belki de.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir