Beyçelik Gestamp kurumsal dergimiz ‘Potansiyel’de çıkan yazımdan;

 

‘’Yeni başlayanlar için ‘kariyer yolu’ nasıl çizilir? ‘’

Tüm varlığını işine adayan, iş gününe büyük bir şevkle başlayan ve iş arkadaşlarına üstlerine ve astlarına hoşgörü ile bakan insanlar.. Böyle insanların çevremizde olması muhteşem bir beceri. Bence bu kişiler aslında gerçek liderlerdir. Aldıkları maaşın ötesinde kendilerine sunduğu kişisel gelişimi de önemserler. Çünkü onlar kendi yollarını kendileri çizmişlerdir. Onların illa ki bir şirketin en tepesinde yer alması ya da çok değerli bir ünvana da sahip olmalarına da gerek yok, onlar zaten kendi yaşamlarının, işlerinin, ilişkilerinin ve kariyerlerinin lideri olmuşlardır. Ve iş dünyasının nirvana’sına ulaşmışlardır.

Peki bu noktaya ulaşmak kolay mıdır? Bir yöntemi var mıdır? İş hayatında bu kadar stresle başa çıkmaya çalışırken, pek çok kişi daha ilk iş günü başlamadan tükenmiş hissederken onlardan daha çok didinerek kendilerini işlerine vermesini bekleyebilir miyiz? Bu soruya yanıt vermek için bir adım ilerlemeden önce, bir adım geri atmamız gerekir diye düşünüyorum. Kendimizi iyi hissetmek için olması gereken her şeyi yapmak ve istenilen her şeye sahip olmamızın beklendiği bir dönemde yaşıyoruz. Bu pek çoğumuzun içinde sıkışıp kaldığı ve ne yazık ki çıkmayı başaramadığı bir tuzak… Peki kaçımız yaşamda çabalamamız gereken konulara ilişkin olarak toplumun baskılarını bir yana bırakıp kişisel hedeflerimize yöneliyoruz? Buraya hemen Montaigne’nin bir sözünü eklemek yanlış olmaz. ‘Biz aklımızın ardından gidelim, insanların takdiri de canı isterse arkamızdan gelsin’.

Kendi kendimize belki de şu soruyu sormalıyız?

Gerçekten her şeyi yaptık mı?

Elimizden geleni yaptık mı ya da elimizden gelen bu kadar mıydı?

——
Elimizden neler gelebileceğini fark etmeyi başarabilirsek zaten yaparız.

Hedeflerle ilerler, emek verirsek başarılı oluruz.

İnsan emeği ile var olur. Emeği, insanın içinden fışkırır ve onun hem kendisini, hem çevresini tekrar tekrar üretmesini sağlar. Dolayısıyla ürettikçe kariyer basamaklarını daha bir şevkle çıkmaya başlar. İnsan, salt fiziksel açıdan baktığımızda zayıf bir varlık. Buna karşılık insanın ‘aklı’ var. İşte bu akıl sayesinde insan ‘hayatta kalmayı’ , ‘ kendine yön çizmeyi’ hatta ve hatta ‘nasıl bir kariyerin kendini beklediğini’ bile düşünebilir ona göre hazırlıklarını tamamlar.

İş hayatına yeni mi atılıyoruz? O zaman bir de temel ilgi alanı geliştirmek gerek. Bu da eğitime ve gelişime açık olmakla mümkündür. Kimse özel ya da iş yaşamında ciddi bir başarısızlık deneyimlemeden uzun süre yaşamayı bekleyemez. Yapacağız, tekrar tekrar deneyeceğiz. Başarının son derece önemli hale geldiği toplumda seçeneklere sahip olmak daha gerekli hale gelecek. Geçmişte insanlar ‘varolan durumlarını’ korumaktan başka bir beklenti içinde değillerken, şimdi bilgi toplumunda artık herkesin bir ‘başarı’ olmasını bekliyoruz. Oysaki nerede başarı varsa orada hata vardır. Önemli olan kişinin kendisi ve ailesi için fark yaratacağı olduklarını görmeleridir. Kişi böylece kariyerinde lider ve saygın bir birey olarak basamakları çıkar.

‘Eğer başarısız olmayacağımı bilseydim, … yapardım ‘ cümlesini ne sıklıkla kullandığımızı sorgulayalım. Geçtiğimiz yıl geleceği düşündüğümüzde kaç kere kendimizi şevkli, heyecanlı ve umutlu hissediyoruz? Bu konuları düşünmek için ne yazık ki zamanımız yokmuş gibi hissediyoruz. Bu da ‘yapma’ işine zaman ayırdığımız fakat ‘düşünme’ işine ise aynı şekilde yaklaşmadığımız anlamına geliyor. Peki düşünmek için neden zaman ayırmamız gerekiyor? Düşündüklerimiz ile yapabildiklerimiz arasındaki dengeyi kurabilmek için .. Bu sayede bakış açımız gelişebilir, işimize, ailemize ve bir bütün olarak ilişkilerimize yaptığımız katkılar konusundaki tatmini daha net hissedebiliriz. Bu da kendi ‘kariyer yolumuzu’ çizmemizin en temel yoludur.

İş hayatında başarılı olmak öncelikle çalışılan sektörü ve işi sevmekten geçer – sevdiğimiz işi yapmak en büyük lüks ve armağan bizim için-.
Sonra ise çalışılan ortam, şirket şartları iyi de olsa kötü de olsa ısrarcı bir tavır gösterip sektörün dinamiklerini öğrenmek gerek. Devamında kendi vizyon ve özelliklerimize bağlı olarak girişimcilik, liderlik anlamında adım atmak gerek. Ve en önemli olmazsa olmazlardan biride ‘pozitif düşünme’. Kişinin emin adımlarla kariyerinde yürüyebilmesi için olumlu bakış açısıyla, girişimci ve risk alabilecek ruhuyla işe başlamasıyla birlikte tüm bunların yanı sıra ahlaki anlayışta dürüstlükte olması çok önemlidir.

Unutulmaması gereken bir noktada , bireylerin motivasyonlarını kaybetmelerinin çok kolay; ama motive olmalarının oldukça zor olduğudur. Emeği sayesinde kişi, işinde gerekli motiveyi de yakaladığı zaman gerçek canlılığına kavuşur.

Herkese, uzun süreli hedeflere odaklanacağı, hedefinizin gelecekte size en çok fayda sağlayacak meslek olmasını ister, kariyerinizde başarılı günler dilerim.

Son söz: Kahveyi yapan makine olursa, kahvenin kırk yıllık hatırı olur mu?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir